Ulu Mabed Ayasofa
 
 
         
Sayfa 1      Sayfa 2    Sayfa 3     Sayfa 4

 

     Mevci Ergün*                                                                                                                                                      Sayfa 1

AYASOFYA CAMİİNİN MÜZEYE ÇEVRİLMESİ KONUSUNUN
HUKUKİ YÖNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
 

* Jur. Dr. Mevci Ergün
1949 yılı Elazığ doğumlu olup, evlidir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra, Ticaret Hukuku alanında master ve doktarasını yaptı. On yılan fazla ressam ve sendika genel sekreteri olarak görev yaptıktan sonra, yurdun çeşitli yörelerinde hakim olarak çalışmış olup, Bursa Asliye 1. Ticaret Mahkemesi Başkanlığından emekli olmuştur. Kendisinin Ticaret Hukuku, Takip Hukuku, Tüketici Hukuku, Akredetif Hukuku, İnternet Hukuku, Fikri Mülkiyet Haklar Hukuku, Uluslararası Tahkim Hukuku, Rekabet Hukuku, İnsan Hakları, Toplam Kalite Yönetimi alanlarında çalışmaları, yayınları, ulusal ve uluslararası sempozyum, konferans gibi etkinliklerde konuşmacı olarak katılımı vardır.


A. Fatih Sultan Mehmet Vakfına ait taşınmazın tapu kaydı ve kronolojik düzenleme süreci

B. Ayasofya Kutsal Ulu Camisinin Müzeye Çevrilmesi ve sonrası

I. Maarif Vekaletindeki çalışmalar

II. Evkaf Umum Müdürlüğünün bildirdiği görüş

III. İcra Vekilleri Heyeti Kararı ve sonrası

C. Camiinin müzeye çevrilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının incelenmesi ve bazı tespitler

I. Anayasa hukuku yönünden

II. İkincil düzenlemeler yönünden

a. Müzeler yönünden

b. Soyadı yönünden

c. Kararname yönünden

D. Caminin müzeye çevrilmesinin hukuki dayanağı

I. Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar yönünden

II. Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kurulan vakıflar yönünden.

III. Ayasofya Camiinin müzeye çevrilmesine ilişkin kararın yasallıgı.

A. Fatih Sultan Mehmet Vakfına ait taşınmazın tapu kaydı ve kronolojik düzenleme süreci

Vakıflar, inanan insanların Allah rızasına ermek için kurdukları müesseselerdir. Zira, vakıf olayının temelinde "Halka hizmet Hakk'a hizmettir." anlayışı yatar.

İslam hukukuna göre vakıf, mülkü bazı kişi ve kurumlara süresiz olarak tahsis etme olup, bir kimsenin malın vakfedilmesiyle o mal üzerindeki mülkiyet ferdi mülkiyet olmaktan çıkıp Allah'ın mülkü haline gelir. Bu mülk satılıp alınamaz ve tasarruflara konu olamaz. Ancak o maldan sağlanan yararlar bir amaca tahsis edilebilir ve bu amaçla ilgili olanlar bundan yararlanırlar.

Miri topraklara tasarruf edenler bu toprakların mülkiyet hakkına sahip olmadıkları için bunları vakfedemezler.
Osmanlı Devletinde Evkaf-ı Hümayun Nezaretinin kuruluşu ve müstakil bir idare olarak çalışmaya başlaması 12 Rebiyyulevvel 1242/1826 tarihinden itibaren başlamaktadır.

TBMM toplandıktan sonra Anadolu'da yeni bir hükümet kurulması için derhal çalışmalara başlanmış, bu maksatla 2 Mayıs 1920'de "Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair 2336 sayılı Kanun" çıkartılmıştır. Bu kanunun birinci maddesinde 11 kişilik İcra Vekilleri Heyetinin başında "Şer'iye ve Evkaf Vekaleti"ne yer verilmiştir. Böylece II. Meşrutiyet'in ilanından sonra düşünülen, vakıfların bir "Umum Müdürlük" halinde meşihat'e bağlanması fikri, bir bakıma gerçekleşmiştir. (Öztürk N., Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi, Ankara 1995, s.86)

Osmanlı döneminde 1870 tarihli Ticaret Kanunu ile ticari şirketler tüzel kişi olarak kabul edilmiş, 1912 sayılı Kanun ile taşınmaz mallar için "eşhası hükmiyenin gayrı menkullere tasarruflarına mahsus" düzenleme yürürlüğe konulmuştur.

Tüzel kişilik tanınmasından sonra, cemaat ve hayır müesseselerine ait malların adlarına kayıt edilmesi hususunda değişik tarihlerde, ikincil düzenlemelere yer verilmiştir. Öyle ki, 1912 sayılı Kanundan önceye ait Osmanlı tüzel kişiliği statüsünü elde eden kişilerin kayıtlarında tapu kayıt düzeltimleri de sağlanmış bulunmaktadır.

Türk hukuk devriminin en önemli düzenlemelerinden biri olarak kabul edilen 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı tarihte yürürlüğe giren 864 sayılı Kanunu Medeninin Sureti Mer'iyet ve Şekli Tatbiki Hakkındaki Kanunun 8/1 maddesinde; Kanunun Medeninin Mer'iyete Vaz'ından Mukaddem" vücuda getirilen evkaf hakkında ayrıca bir tatbikat kanunu neşrolunur hükmü kabul edilmiştir. Bu hükümde belirtilen 4 Ekim 1926 tarihinden önce mevcut vakıflara ilişkin tatbikat kanunu, 2762 sayılı ve 5.6.1935 tarihli Vakıflar Kanunu adı altında yürürlüğe girmiştir.

Böylece, 743 sayılı Medeni Kanunla yeni vakıfların kuruluş organları, yönetimi ve teftişi düzenlenirken, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile de vakıfların tasfiyesi ve yeni bir düzene kavuşturulması sağlanmıştır.

Getirilen yeni düzenlemelerin temel amacı, eski vakıfların yeni bir düzene sokulması ve bunların tesis tarihlerindeki amaçları doğrultusunda korunmasıdır.

2762 sayılı Vakıflar Kanunun 44. maddesi ile 1935 yılı itibariyle vakıf malların belirlenip tapu siciline tescilini öngören düzenleme getirilmiştir. Bu tescil vakıflar idaresinin istemi üzerine tapu idaresince o taşınmazların kayıtlarına işaret ve keyfiyet uygun vasıtalarla ilan olunur. İlan tarihinden itibaren iki yıl içinde dava yolu ile herhangi bir itiraz olunmadığı takdirde o malların vakıf olarak kati tescilleri yapılır ve tapuları verilir.

İşbu düzenlemeye dayalı olarak vasfı "mezar yapısı, kira geliri olan dükkan, saat ve aletlerin bulunduğu yer ve okulu içine alan Ayasofya Kutsal Ulu Cami" (türbe, akaret, muvakkıthane ve Medreseyi Müştemil AYASOFYAYI KEBİR CAMİİ ŞERİFİ) olan İstanbul ili Eminönü ilçesi Cankurtaran mahallesi Babı Hümayun sokağı pafta 57 ada 57 parsel 7 de kain 2 hektar 6644 metrekareden ibaret, taşınmaz Fatih Sultan Mehmet Vakfı" (Ebulfetih Sultan Mehmet Vakfı) adına 19.11.1936 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

Vakıflar idaresinin herhangi bir istemi olmadığından, bu tescilin ilanı yapılmamıştır.

Fatih Sultan Mehmed Vakfı, din hizmetleri ile ilgili bir vakıf niteliğinde olup, mazbut vakıflardandır. Bu vakfın yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır.

743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yaklaşık kırk yılı aşan uygulamasından sonra, vakıflara ilişkin yeni düzenlemeler 903 sayılı Kanunla 19.7.1967 yılında yürürlüğe konulmuştur.

Daha sonra çeşitli kurumlarda oldukça önemli ve köklü değişiklikler öngören 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu TBMM'nce 22.11.2001 tarihinde kabul edilmiştir. Yeni düzenlemelerde, vakıflarla ilgili genel kurallara yer verilmiştir.

B. Ayasofya Kutsal Ulu Camiisinin Müzeye Çevrilmesi ve Sonrası

Türkiye 24 Temmuz 1923'de Lozan Antlaşması ile uluslararası alanda bağımsızlığını, eşitliğini kabul ettirdi.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

20 Nisan 1924'de TBMM kendi hazırladığı anayasayı kabul etti. Böylece 1921 Anayasası da sona ermiş oldu.

Anayasada yapılan değişikliklerle bakanların başbakan tarafından seçilmesi ve başbakanın da cumhurbaşkanı tarafından atanması kabul edildi.

Mustafa Kemal Paşa tarafından başbakanlığa atanan İsmet Paşa (soyadı henüz yok) döneminde, aşağıdaki tarihi olaylar geçmiş bulunmaktadır.

1. Maarif Vekaletindeki Çalışmalar

Maarif Vekilliğine getirilen Abidin Özmen, Ayasofya'nın bir müze haline getirilmesi görüşünü Mustafa Kemal Paşa'ya açıklamıştır.

Mustafa Kemal Paşa, bu konunun bir uzman kurulunca incelenmesini bildirmiştir. Bunun üzerine Maarif Vekaleti, İstanbul Müzeler Müdürü Aziz Ogan başkanlığında bir komisyon kurmuştur.

O sıralarda İstanbul Ayasofya camiinde, Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan, Bizans Enstitüsü namına Thomas Vhittemore araştırmalarda bulunmaktadır. (Öztürk, age, s. 499)

Komisyon çalışmalarını bitirdikten sonra bir rapor halinde Maarif Vekaletine sunar. Bu raporda; müze kararı alınmadan önce, Thomas Vhittemore'un araştırmalarını bitirmesi, gerekli onarımın yapılması, son cemaat yerini müzelik eşyanın teşhir edilecek hale getirilmesi, binayı çevreleyen bazı kısımların yıkılması, avlunun düzenlenerek açık müze haline getirilmesi, camiinin mabed kısmının ibadete kapatılmak suretiyle buraya Bizans eserlerinin konularak Bizans müzesi yapılması, bu arada Ayasofya'nın asırlarca Osmanlı eseri halinde kullanıldığı hususu da gözönüne alınarak camiin uygun bir yerinde Türk eserlerinin de sergilenmesi görüşlerine yer verilmiştir. (Öztürk, a.g.e, s.501'de Kumbaracıdan atıf)

Camiinin mabed kısmının ibadete kapatılarak Bizans asarı müzesi haline geti-rilmesine, sadece komisyon üyesi Alman Frekhard Ungar karşı oy kullanmıştır.

Bundan sonra Maarif Vekaleti, Ayasofya camiinin müzeye çevrilmesi için İcra Vekilleri heyeti (Bakanlar Kurulu) kararı alınmak üzere Başvekalet'e (Başbakanlık) 04.11.1934 tarih 94041 sayılı tezkereyi gönderir. Bu yazıda:

"Eşsiz bir mimarlık sanat abidesi olan Ayasofya'nın bir müzeye çevrilmesi bütün şark alemini sevindirecek ve beşeriyete yeni bir ilim müessesesi kazandıracaktır(...)

Ayasofya'da namaz kılanlar, pek yakınındaki büyük küçük birçok camilerde dini vazifelerini yapabileceklerdir. Bu mütalaalar esas itibariyle tasvip buyrulduğu takdirde:

1. Ayasofyanın müzeye çevrilmesi

2. Acil tamirleri, civarının güzelleştirilmesi

3. Daimi muhafazası masraflarına karşılık olmak üzere

Evkafda muayyen bir meblağın bu sene ve gelecek seneler bütçelerinden ayrılması için İcra Vekilleri Heyetince bir karar verilmesine müsaade-i devletlerini derin saygılarımla dilerim efendim" isteminde bulunulmuştur.


Sayfa   1 - 2 -  34

 

© ulumabedayasofya.com 2004