Ulu Mabed Ayasofa
 
 
         
 

 

    AYASOFYA VE BUGÜNKÜ HUKUKİ DURUMU                                                                                               Sayfa 1

 

Anayasanın İnkılap kanunlarının korunmasına ilişkin 174. maddesi :

MADDE 174 -

Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının Anayasanın halk oyu ile kabul edildiği tarihte (7 Kasım 1982 tarih ve 2709 sayılı kanun) yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

3 Mart 1341 (1924) tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat kanunu.

25 Teşrinisani (Kasım) 1341 tarihli ve 671 sayılı şapka iktisası hakkında kanun.

30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair kanun.

17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile kabul edilen evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110' uncu maddesinin hükmü.

20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın (uluslar arası sayıların) kabulü hakkında kanun.

1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında kanun.

26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanun.

3 Kanunievvel (Aralık) 1934 tarihli ve 2596 sayılı bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun.

Yukarıdaki 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair kanun.

MADDE-1

Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhinin tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilumum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen sed edilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescide istimal edilenler ibka edilir (Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhinin tasarrufu altında başka şekillerle yapılmış bulunan bütün tekkeler ve zaviyeler, sahiplerinin diğer şekilde mülkiyet hakkı ve tasarrufları baki kalmak üzere tamamen kapatılmıştır. Bunlardan mevcut kanunlar dairesinde şu anda cami veya mescit olarak kullanılanlar kapatılmayıp devam ederler.)

Fatih Sultan Mehmet II vakfiyesinin 1938-:38 maddesinde Fatih bu vakfiyede vakıf ettiği ticari ve zirai vakıf taşınmazlardan sağlanacak geliri ayırım yapılmadan Fatih külliyesi, Ayasofya, Zeyrek, İmaret, Galata, Şeyh Vefa, Külle-i Cedide camileri ile Kalendarhane zaviyesi giderlerinin karşılanmasını istemiştir. (İstanbul Mazbut Hayrat Kültür Defteri Kaydı ve VGM/EML 967:1/71-139)

Yukarıdaki kanun çerçevesinde Sultan Mehmet II' ye ait vakıflarından Kalendarhane zaviyesi kapatılmış, Atatürk' ün hayatı müddetince Ayasofya, camii olarak hizmet etmiştir. Bugün ise Devrim Kanunlarına ve 27 / 5 / 1955 tarih 6570 sayılı gayri menkul kiraları hakkındaki kanunun birinci maddesinin son fıkrasında ki mabetler kiraya verilemez ve ibadethane haricinde hiçbir iş içinde kullanılamaz hükmüne göre Ayasofya' nın cami olarak hizmet görmesi gerekir. Ayasofya’nın Kalender zaviyesi bu maddeye göre kapatıldığından camiinin zuhulen kapalı kaldığını düşünen halkımız bu hatanın düzeltileceği günü beklemektedir.

 
 
© ulumabedayasofya.com 2004